(gözükmeyen kuşlarını toplar gözüken yorgunluklar yapar.gözüken yorgunluklarına gözükmeyen yaşlar saklar.bir saydam nehir..öksüz balıklar..renksiz yosunlar.gözüken ayaklarıyla suya değer.görünmeyen bir ölümle döner.
dostlar için davetiyeler işler kapalı harflerle.)
biraz ötesinden biraz berisinden ittirse...bir kuş ibiği gibi değil midir şu virgül. ve kanatları gibi uzanmaz mı sözlerin tılsımı .vurur kağıttan duvara.uzaklara gölgesinden bir kırlangıç sürüsü havalanır .
biraz ittirse..bir kuş gözü gibi değil midir iniltili söz araları..söylenmeden önce söz için etinden tırnakladığı suskunluğu. gök içini oyan ay kırgınlığı , bir kuş gözü gibi suskunluğu.
(kalp oltasını derine attığında göz canından boşalır.
bir şiir yazıyorum der. karahindibaların tozunu suçlar.
gülümser..yağmurla örtünür.sağırlıklara güvenir.
hem zaten bir şiir yazıyordur.yoksa bu çıkmayan bağırdaki küf neyin tortusudur ki.)
ama bir şehir dökülüyor ellerinden kağıtlara...parçaları bir araya getirmek için cümlelerin arasına birer kibrit çöpü. ..sen esince.. uçları toparlanmayan şehir....sonra elleri..sonra güneş bile..sonra her şey ateş...
biraz ittirse..bir kelime ..küçücük bir inanç..bir kuş kanadı. yıldızları gibi gecenin..olmayan bir göğü aydınlatır mı.
(avuçlarını örter ..bir oradan gözükür kalbin deliği.
herkes düşer içinden..herkes içine düşer.
bir oradan kopar düşlerin kiyameti.
susmak..parmakların kağıtla kör anlaşması.)
dikenli bir kafes ..kelimeleri içinde..herkes gelmeden önce kendini avlıyor.
(bazen tutmayan dileklerin ölen yıldızlarını biriktirir. öksüzlükleri yatıştırır)
- Cuma, Mart 20, 2009 - {1} -
aşk ile kalaylanmış ruh..nereye gitse sızdırır sırrı.
düşünmekten incelmiş yüzü bulutlar çizmesin diye,
yıldızlar bile eğilir .
ateşle duvarını ördüğü kozada yetmez deyip bağrını da ekler yanana.
kalbi süzüp harfi ortaya çıkarmak.. bir cam ustası sabrıyla.
bazen ağırlaşır dalları ...karanlık umutların kara meyveleri çiçeklerini boğmadan önce , gece dileklerine tutunarak sallanmak ister.
zarfını kapamayı unutma özlemin. düşüne değen ırmaklar içinde kör balıklar kök salmasın..dayanamaz yatağında delirir su.
ipsiz hecesi kalbin, bağlandığı her yer saydamlaşır.-düş kapısından geçen gözlerini rehin bırakır.
pencerene konan ay ...sözü gölgeli yapan sırrı öğrenir.
- Saturday, Mart 14, 2009 - {3} -
parlak renkli kağıtlardan, balık ,deniz ,ay ,martı ,kum yapmak istiyorum. bütün kartondan denizlerime ebruli cam boncuklarla dalgalar işlemek. rüzgar gelincik ve tarçın kokmalı. gelincik de yagmurda ıslanmış ve bahçedeki sümbüllere bulanmış yaramaz kediler gibi. kağıt gemilerin kağıdı zar kadar ince olmalı. gemilerin hepsi saydam. gövdelerinden ve yelkenlerinden güneşin batışı ve doğuşu izlenebiliyor. yağmur yerine eflatun balık pulu yağsın ve yağmur da şarkı söylesin. görebildiğim her yer...kağıt parlak...pul..balık ...deniz..yosun.. suni bir aksam.. neredeyse hayat.
zarın altı yüzünde de aynı harf durur...nasıl okunduğunu kimse bilmez...bir harf kutusundan çekilmiş anlam bedenleri...seni tek bir yüzün olduğuna ikna eder...oysa yalan söylemek imkansızdır..ve harflerinin kılçığıdır kuşkuların.
-fotoğrafların negatifleri gibi, bütün insanları ters yüz etsek...ve günleri ...evleri... yolları..şehri...denizleri , göğü.-
harf kutusunda yaşıyor.
küçük küçük kalıpları var.paragraf kalıpları.
bayram şekerleri gibi sonsuz şekillerde bir sürü
kalıp.bir şey söylemeden harflere sunduğu şekiller.
yüzlerini parlatıyor..tozlarını almaz.
tozlar virgüller gibi.harflerin acemice kesilmiş kahkülleri.
piyanonun tuşlarını bilirsin..yazı klavyesi tuşlarının ucunda da bir müzik çalar hep.-hayatın içine sürekli bir ezgi saklanır.-şarkıyı dinlemeyebilmek.o kadar çok gürültü var ki.her seferinde birini daha elersin ama sonsuzmuş gibi bir zamanda binlerce gürültü gene bekler seni.o şarkının notalarına basmaya çalışıyor.bir gün olursa..olursa birgün;
nihayet.
işim...işim..havadan harfler yapmak.cümlenin nefes aldığı yerlerde yaşıyorum - bir tür böceğim.
- Çarşamba, Şubat 18, 2009 - {5} -