ama zaten bir düşü esaslı yapan bir yasın perdesi arkasına kayacak oluşu değil mi ki...
ölmüş düşlerin eğlenceli mezarlığı olmalı ama
kahkahayla arkalarından gülmeli .
nezaketten değil dişlerini parçalarcasına...
kaybolmuşsa ..gerçekleşmemişse
en dozu aşmışından bir düşe sahiptin sen...
düşün ....mezarı ve sen...ve sokağı yıkan gülümsemen.
niçin beni öldürmek istiyorsun..oysa kırılmıyorum ben sa
dece ölüyorum...oysa ölüm acıtmıyor hiç...niçin be
ni öldürmek istiyorsun..oysa kırılmıyorum ben sade
ce ölüyorum...oysa ölüm acıtmıyor hiç...niçin beni öldürm
ek istiyorsun..oysa kırılmıyorum ben sadece ölüyo
rum...oysa ölüm acıtmıyor hiç...niçin beni öldürmek
istiyorsun..oysa kırılmıyorum ben sadece ö
lüyorum...oysa ölüm acıtmıyor hiç...niçin beni ö
ldürmek istiyorsun..oysa kırılmıyorum ben sadece
ölüyorum...oysa ölüm acıtmıyor hiç...niçin beni ö
ldürmek istiyorsun..oysa kırılmıyorum ben sadec
e ölüyorum...oysa ölüm acıtmıyor hiç...
filmde adam kolunu kaybediyor...
her gömülen düş ....düşler denizine senden bir parça taşır.
burda eksilirken orada tamamlanırsın.
düşle ...hayal et...daha çok............
böl kendini...
boynumu kopartırken hem...
ellerin sanki porselen...