Ehl-i:
icindeki nedensiz katliamI tiye alan yIlan
kan yakma töreni.damarlardan kentin bütün korkuları akıp tükenene kadar.
ve sokaklar gelincik toprağıyla örtülünce.
kahve lekesi asırlar öncesinden kalma.
hüzünlü bir gün batımı dileği.
maskeler ..bir tek maskeler.
yüz yerine ruhla örtünürler.üşümek.içeriye taşınır.
anaphysgerçekten ağlamamış insan...ritmik masaya vuran
parmakları...neştere dolanmış yosunlar gibi.denizi özlemiş bir çocuğun son masası gibi.
aryalar kabare güllerince okunacak...
şehrin kalbine siyah dolana dek.
kirli değil ...koyu.
öyle ki sabah uyanmak-ölmek değil uyuşmak.olsun
şimdi kar tutsun hüzünlerin kabukları!
kahve lekesinde sararmış selamını aldım....
bir sonraki asrın açmayan güller yüzünden solacak kadınına adayarak.
bildiğim bütün şarkıların anılarına tuz serptim...
öyle hızlı düşüyordu ki yüzün.bir düğüm kazada...
müziğin kör bir çocuğa görenlerin bildiği bir rengi hatırlatmasından korktum .
onun renkleri görülemediği için.çünkü öyle güzeldi.
sonra güneş doğar ve makyajlardan dökülen kanatsız pul...bir balığın iskeletini sarar.
sonra her renk artik....siyah bir susuzluk.
selam!
04:46 - Salı, Ocak 29, 2008 -
selam!
Kararmaya yuz tutmus kelimeler ve belki susuzluk ya da nihayet kan kaybi arasinda kurulmus dengesiz imgeler olmamali sessizligi makul kilan. Zira sokaklar gelincik topragiyla ortulunce akip tukenmez butun korkulari kentin damarlarindan.
xadir, the abyss - 02:13 - Salı, Şubat 26, 2008
.
bilmem ki .umutsuzluk en büyük umuttur.
buz - 01:37 - Perşembe, Şubat 28, 2008
bir kadeh kan
yakılmalı mı içilmeli mi ?
inthehorror - 16:47 - Saturday, Mart 22, 2008
..
içinde yüzmek...eninde sonunda.
buz
Düzenleyen siyyah gün: Sunday, March 23, 2008 saat: 20:09
siyyah - 20:09 - Pazar, Mart 23, 2008
varolmanın ağırlığından kurtulmak
Yaşamak varolmayı gerektiren sancılı bir süreç. Varolmak ise nefes alıp vermekten başka üzerimizde hiç bitmeyecek bir ağırlık. Buharlaşmış havaya karışmış bir civa zerreciği kadar ağır, bir o kadar da dinmeyen bir yük varolmak... Yapacak şeyler ne kadar sınırlı... Ya kendimizi ifade etmek yada benliğimizi uyuşturmaktan ibaret bütün seçim... Bence her ikisi de nafile... Tüm çabaların insan denen garip yaratığın çaresizliğinin altını çizmekten öte bir anlamı yok.
Ama çaresiz de olsak yokoluşa kadar varoluşun içini doldurmak doldurmaya çalışmak bir çözüm mü? Olmasa da hiç de fena değil bence.
Kurşunsu sözcüklerin ağırlığı üzerimizdeki ağırlığı bir nebze olsun alır ve hafifletir bizi. Hele bir de sözcüklerimizin bir bilinç akışı biçiminde akması apayrı bir lezzet katar bu hafifleme eylemine. Anlamsız gibi görünen ama kulağa hoş gelen iddaasız ama duru söz dizimlerinde bazen raslantısal bazen de kurgulanmış anlamlara rastlamak da ayrı bir haz.
sevgiler,
asi ve mülksüz - 12:55 - Pazartesi, Nisan 28, 2008
.
doğru...yazmak yaşamayı mümkün kılar-güzel ,daha güzel kılar.
yazmakla yaşamak aynılaşır,sonra kopar..yaşamak her şeyi kapsar.
çekilir geriye-varolmak salıncağında varlık sarhoşlaşır.
hayatı değerli kılan-ağırlıkları arasındaki oyunlardır bazen.
kendinden dolayı yaşamak hep güzeldir üstelik -kimse gerçekten kaybolduğu
bir anı özleyemez ki hem.
buz - 18:52 - Çarşamba, Nisan 30, 2008