| z/uyku |
|
<---->
benim ahtapotum.ve isimlerimizi öğrendik birbirimizi hiç tanımadan. kafesler kurduk dünyayı doldurmak için. hüzün ve gül kokan avuçlarda ölümler sunduk. dileklerimizin bir ucu hep geceye değdi büyük yalanlardık yüzlerimiz çatladı zamanla.avuçlarımızla örttük bakışlarımız serin ve nazikti. ama içimizden dışarı hep yağmur sızdı ,döküldü sıvaları sözlerimizin. gözlerin nezaketiyle kefenlediğimizi aslında bilirdik ama unutmuş gibi yaptık; ezilmiş ama ölmemiş ve küfreden bir delilik.inkar ettik,reddettik.susarsak konuşmaz dedik. -zamanın bile eskitemediği ve ne derin sular yutmuş kuyular saklardı gözbebekleri. bir başkasının kalbine değmekten bu yüzden hep korkardık.es geçerdik ve düşmesine izin verirdik aşkın. o ki boynu kırıldıkça güzel olandı. dilsizliğin açlığına kalbi attık. ruhu attık .elleri ve adımları , şarkıları ve yıldızları attık. yeni gölgelerimizle gurur duyduk , isimlerimizi bize ait olmayan bir boşluktan gelen nefeslerle yeniden fısıldadık.biz vardık,yaşasın yaşam ki biz bir avuç kemik olarak biçimsizliğimizin bütün esnekliğiyle vardık. gömünün tozları yeni bulutlar yaptı. dünyanın bütün renkleri sarının en acımasız tonlarıyla hastalandı.ve aynaların içinde bize bakan yüzümüze bitimsiz bir kış üflemeye başladı. akıl ve ben .birbirinin içinden çıktı. kendini görmek aşkı ile yanyana düştü.dünya güzellikleri içinde uçsuz bucaksız bir yangındı.bütün güneşler tutuldu ve bütün aylar eskimez hasretlerin unutulduğu kara mezarlardı artık. herşeyin yokluktaki öteki yüzüyle eşleştiği o kanlı simetri ... deliliğin görünmez ölümlerle süslenmiş tacı ; aklın kendini sezebildiği biricik sürgünü. -neredesin bul ismimi geri .akıl diye tuttuğum kolları kezzap kalbi buz gibi demir bir ahtopot ve gözleri yok ..gözleri yok. 12:48 - Perşembe, Temmuz 23, 2009 - heceye nefes'kapısı
|
||z/uyku
.sayfa - ![]() bazen üşüdüğümüzde ellerimizi yakıyoruz ısınmak için güneş gözlerimizi ısıran yalancı bir buz kütlesi Z/UYKU kanımda yüzen siyyah nilüferler
|