z/uyku
<---->

bulutlu kız




dost  Sacide'ye Selam!


geçmişten önce bir gün iki insanın; kirpiklerini, ağzını ve düşlerini..ve kalbini ve kalbine dokunan ellerini..ve göğe bakarak parmaklarının ucuyla çizdiği bulutlarını düşlediği,

bir kız çocuğu varmış.


kız çocugu,denizin pulu, göğün kanadı ve rüzgarın saçları olacak azimle doğmuştur.

kız çocuğu; gözlerinde görünmez bir balığın susuzluktan solmuş teni gibi bulanık bir zar taşımaktadır.

kız çocuğu;göz alıcı kuşlar arasında körelmiş kanatları yüzünden hüzünlenip yıldızlara kaçan bir balonun belirsiz seçilen ipi gibi bir saydam yürüyüş taşımaktadır.


kız çocuğu bir kayaya çarpınca dileği bükülüp düşen bir rüzgarın umutsuzluğu gibi bir titrek sesle konuşmaktadır.

çocuk...taşıdıklarının bilgisini bulmadan çok önce;

gördüğü her balıkla yüzdüğü,gördüğü her martıyla uçtuğu ve gördüğü her rüzgarla dansettiği için dünyanın bütün denizleri,gökleri ve başaklarıyla dolu bir küreye sahipmiş.

bu kırmaktan kimsenin korkmayacağı kadar ince ve küçük küreye giderek uzayan kolları ,ayakları ve saçlarıyla sığmak konusunda adı unutulmuş masalların perilerini bile kıskandıracak bir kabiliyetle doluymuş.

ama..ah kulakları.
kulaklarından içine akan delirmiş kızgın suyun kalbine döktükleri.

giderek küreye sığmak; elleri ve ayaklarının saçlarına dolanması ve düğümlerin omuzlarını ağırlaştırması olmuş.


1.konuşmak istemek.

martıların dilini bilen ..ve kelimeleri balıkların parlak puluyla örtülmüş..kız konuştuğunda ağzından  bulutlardan parçalar...başak tozları..yıldız gülümsemesi..ve incilerin kabuğu dökülüyormuş.

konuştuğunda ağzından kezzap ve ya yağ dökülenlerin dünyasında ona kızıyormuş nöbetçiler,ortalığı çöple doldurduğu için.


hiç üzülmemiş kız .nöbetçilerin kalbi küçükmüş.küçük olan herşey bağışlanabilirmiş.

bir gün bir ayna görmüş kız..aynada yüzüne dokunmuş.hoşuna gitmiş aynayı cebine sokmuş.
ve ne zaman yanlızlıktan sıkılsa aynayı çıkartıp oradaki küçük kızla konuşmaya başlamış.

kurşun kalem boyaların en güzelidir!

bir gün aynayla konuşurken aynanın köşesinden ruhuna bir başka göğün yıldızı kaymış.

gördüğü kendinden başka bu ilk görüntü önce korkutmuş kızı..ama başka baharların cümlelerini duymak zevki de büyülemiş.



2.ağzın dikişleri


aynayı at demiş yıldızların yeni yüzü.gerek yok.artık hiç gerek yok.

kız tereddüt etmiş.yıldızların yeni yüzü aynayı elinden kavrayıp denizlerin uzağına atmış.

kız tereddüt etmiş..ama unutmuş da.

zaman geçmiş.kız kalp hazinesinden çektiği bütün cümlelerle yıldızların yeni yüzüne göklerin,denizlerin ve başakların bütün süslerini işlemiş.

zaman geçmiş.yıldızların yeni yüzü bir gün kürelerine yeni cümlelerle gelmiş.

içinde soğuk bıçaklar ve ölmüş balıkların soğuk gözleri ve kurumuş güllerinin hınçla bilenmiş dikenleri varmış.

kızın sonraki bütün cümleleri doğmadan düşmüş-
aysız bir gece bilekleri arasına karanlık ışıklarla körleştiren salıncaklar kurmuş.günlerce bu salıncakta kör ağzının işittiremediği çığlıklarıyla sallanmış.


3.konuşmamak istemek


bir düş görmüş.


yıllar önce ona inci gibi parlayan bir kum kentinde verilmiş at çürüyormuş..çürüdükçe ip ip umudu bu atin teninde çözülüyormuş..

o iplere takılıyormuş boynu..kırılayazıyormuş.

uyanmış kız çocuğu.

o gece bütün parklarda bütün çocuklar balonlarını ellerinden kaçırıp ağlamış..bütün aylar yakamozlarını denizin sırtından çekip almış.bütün kediler sokaklardan ormanların kuytularına kaçmış.

toprak ; sesi giyotinlerin bahtları çalan yüzeyi gibi ketum bir çığlığın duyarsızlaşmış kabuğuyla örtülmüş.

anlamış kız çocuğu.

en uzaktaki denizlere gidecek gücü.eskiden dinlediği balıkların ,martıların ve başakların saklı duasında bulmuş.

deniz ,kızı tanımış ...karnını açıp aynasını avuçlarına bırakmış.

gelecekten önce bir gün iki kişi bir kızın bulutlarını,göklerini ve denizlerini çizip yolun bir kıyısına bırakmış .üstünü geçmişin tılsımıyla örtmüş ve kelebeklerin baharıyla da nöbetçilerin meraklı gözlerinden korumuş.

küresini o gök o deniz o başaklı toprak arasına yerleştirmiş kız çocuğu.ellerini ayaklarını saçlarına düğümleyerek içeri çekmiş.
dünyanın bütün kedilerini ve masallarını kalbine doldurmuş..ağzının üstünü bir gelinciğin henüz açmamış kanadıyla örtmüş.

bir tek kulaklarını dışarıda bırakmış.
dünya ve yıldızların yeni yüzü ağırlaştıkça bıçaklarını oraya döker...orada ferahlayıp dönermiş evine.

ogünden sonra;
kız çocuğu  her güneş öncesi ; bildiği  masalları parmaklarının ucunda göğe  çizdiği bir bulutla dünyanın bütün kentlerine tek tek yollamış.

gene kaybolmuş çocukların balonu ama bir daha hiç bir çocuğun balonu için ağladığı duyulmamış.

çünkü her masal güzel bitermiş..bitmesi kadar bu da şartmış.



 

14:21 - Salı, Hazirane 3, 2008 - heceye nefes'kapısı



.




pince..kelimelerden nefesleri seçmek ayrı..bir de seni sezmek apayrı.
evet anlardım...

nasıl bir şey yazdığının farkında mısın bilmem..sonunda çığlıksız camda patlayan ve görkemle anlama kavuşan.acı; kudretli bir gösteridir.

devam..ta ki yırtıklardan sızan hava ışıkla dolana dek.

...

dark;

zamanlama konusundaki inceliğini bir kaç yıl önce söylemiştim
sırrını da bir gün bileceğiz elbet :)
yazarsın bir oyuk dolsun ve ya bir taş düşsün diye ya..
yazmazsan birikir parçalanır ve ya boşluk yüzünden dağılır uçarsın ..
illa o öykü bulunup bütün kelimeler dehşetin içine tam sığmalıdır.

bu öyküyü yazmış olmak isterdim..bir felç halinin çözülüp kendini azad edebilmesi için..



buz - 2008-06-23 07:26:58 - 2008-06-23 07:26:58




..



arabanın arka koltuğunda başını geceye yaslamış bir küçük kız çocuğu..
zaman zaman aydınlanıyor yüzü.. uzunların şavkıyla.. yahut dönerken bir sokağı.. gözlerinin ve onlarla beraber ruhunun görünür olduğu o kısa anlar boyunca tedirginlik okunmuyor halinden.. ayrıntılar neredeyse kayıp..
küçük kız aynadan babasıyla göz göze geliyor.. gülümsüyor..
..
biri size bir şeyler anlattıktan çok sonra bellekte kalan kelimelerden ziyade fotoğraflardır sanırım.. kelimeler.. onlar ruha dokunur evet.. ama bir başkasıyla kalmayacak denli sadıktırlar sahibine.. ve yerlerini tutacak kelimeleriniz pek sönüktürler.. bilirsiniz.. fotoğraflar bu yüzdendir biraz..
..
küçük kız yeni mi çıkmıştır yoksa geri mi dönmektedir eve.. bu pek belli olmuyor.. o zamanlar bu türden şeylerin önemi yoktur zaten.. çok fazla taşır insan ve yerçekimsizdir dünya..
..
sonunda kelimeler onunla birlikte gitmiştir.. bir süre elinizde kalan fotoğrafı ondan bilirsiniz.. her baktığınızda yüreğinizi kaplayan ona ilişkin duygularınızı ise kendinizden.. oysa tam tersidir bu..
..
küçük kız uyudu sanırım.. bunu sevdiğini biliyorum..
yolun uzaması bundandır zahir..

dark - 2008-06-19 16:56:21 - 2008-06-19 16:56:21




isim..



unutkan oldum sanırım..
ismimi bile unutmuşum..
gerçi sen anlarsın beni
kelamımı..
lakin..
yorgunum afffola..
gözlerinde buğu olan küçük bir kız idim eskiden.

pince - 2008-06-19 13:58:47 - 2008-06-19 13:58:47




buğu



gözlerimde buğu var benim
küçük bir kız çocuğu gibi ağlamışta izi kalmış
isi kalmış kirpiklerden sızan gözbebeklerine
yorgunmuş.. tuzlu nem damlaları yer etmiş yanaklarında
solgun bir bahar kaldırımından adım atar gibi
kıpırdamak isterken kurumuş ve dökülmüş yaprakların arasında kaybolmuş
sersemleşmiş.. yalnızmış..
bulunmazlığın ötesinde kuyunun dibindeki ay gibi
solukmuş
ve
yalnız
tüm renklerinden arınmış
kirlilikten soyunmuş gibi
görünmemiş..
renksizliğin dokunulmaz naifliğinde görünemez olmuş
elzemliğin ezası sırtında kalmış
bir müphem çığlğı olmuş ..
var oluşunda. yokluğunu keşfeder gibi..
yırtınmış
yırtıkmış herşeyiyle
kirpikleri yırtmış gözbebeklerini
duyumsar olmuş boşluklarını
soğuk hava girmiş yırtıklarından
yaralarından
karışmış etsiz bir bedene
sonunda sadece bir hıçkırıkla
gölgesi temizken kirpikleri ayrılmış buğusundan..
ve artık buğu bırakamaz olmuş camlara..
cam; mat, sessiz ve çığlıksız kalmış
ay gibi..



isimsiz - 2008-06-19 13:56:10 - 2008-06-19 13:56:10




.



uyan diyor.
uyanamam o düşte ayaklarım ve kollarım çok ağrıyor.
sanki şehrin gözleri içimi deliyor..
eve hep eksik dönüyorum .

uyan diye omuzlarından sarsıyor.
düşleriniz çok tuhaf ...gözlerimi ufuktan alamıyorum ..
bir yakamozda ayın gülümsemesine şahitlik ettiğim için sürekli tutuklanıyorum.

olsun uyan uyan uyan...diye bağırıyor.
uyandığımda hep gitmiş oluyorsun..
benle uyu diyor.

o yabanıl düşlerden korkuyor..başını kalbine gömüyor.uyan diye fısıldıyor.

*

kaybolmak(isteği)..bir dileğin olgunlaşmış halidir.
ya da dilekler tutulurken yıldızları bulutlar örter ..

buz

Düzenleyen siyyah gün: Wednesday, June 11, 2008 saat: 04:26

isimsiz - 2008-06-11 04:24:14 - 2008-06-11 04:24:14




gecikmiş bir teşekkür..



küçük kız balık kokusunu el yordamıyla denize kadar takip etti. kıyıya vardığında gölgesi sararmıştı.dalgaların, çene çalan martılar ve ıslık çalan rüzgar orkestrasının yönetimindeki ritmi sayesinde manzaranın farkına vardı tekrar.burada oturup kalmak ne kadar da cazipti.. yok oluncaya kadar sakince oturup beklemek..son dileği de kelime kalabalıkları arasına karıştı ve
(k)ay (b)oldu.....

kirkit - 2008-06-06 09:30:51 - 2008-06-06 09:30:51




Uyku hali



UYKU HALİ

Uykum var
(gözlerim kapanıyor)
Hayatım var
(hayat akıp gidiyor)
Düşlerim var
(çoktan uçup gidiyor)
Uyuma iki gözüm
İhtiyacım var,
Uzaktan geldin
az dinlen şöyle
Arkana iki yastık da koyalım
Otur eğleş biraz
Akıp giden hayata dur de
Uyku kayıp zamandır
yaşanmamış andır uyku
Alacaklarım var hayattan
Uçuşan düşlerimde
Kanadı kırık bir tutku...
(Bir Pazar günü)
Kilisede inançlı insanlar,
Dostluk hissiyatındalar
Başlarında sanki ışıklı haleler
Üstlerinde hristiyan bir yortu.
(5 Haziran 2008)


hicbirkimse - 2008-06-04 02:43:45 - 2008-06-04 02:43:45



||z/uyku
.sayfa -



bazen üşüdüğümüzde
ellerimizi yakıyoruz
ısınmak için
güneş gözlerimizi
ısıran
yalancı bir
buz kütlesi

Z/UYKU

kanımda yüzen
siyyah nilüferler