| z/uyku |
Ölüler dua eder mi ki….kalbin örttüğü bir urdur nabız. Kalpten hem kopmuştur yastır artık. ruhum…deyişini yıkmamıştır ruh kulaktan.. … yıkılmıştır kol ayak ….sessizliğin vurgunudur sesten kalan boşluk. her cinayetten sonra tek bir damla gözyaşı süzülmelidir.. o bir damla yaş inci gibi parlamalıdır yanakta ..akmayıp donmalıdır. Gecenin yeni ayı buradan bu soğumuş acıdan doğmalıdır.. Sırf güzel olsun narin olsun diye ölüm….yoksa utançtan değil… Olur da çekilirse fotoğrafı… Acıklı bir çiçek şarkısı ekiyor rüzgar otlara…baharı beklemeden açacak Gelincikler …göğün göğsüne batıp bu hikayenin küle batırılmış yarınını okuyacak…öyle bir yarın ki…insanları zorla sürgün edilmiştir geçmişe. zaman akarken eve çarpar…içeri geçemez…mekanı çatırdatır darbe ve olası gülümsemeleri taklit etmeye çalışır taş… Sanki ordaymışız gibi…yıldızlar bile olacaktır gökte…rüzgar salıncağın boşluğu sallamasına izin verecek…isimlerimizi kazıyacaktır ağaç karnına…yerimize…bizmişcesine…biz yokken de hep var olmuşuz gibi…olsun diye sırf…ağaç yaprağını meyvesini çiçeğini martılara salıp senle benim adım olacaktır kabuk kabuk… Kimsenin içmeyeceği su kimsenin yemeyeceği yemeğin yanında sabırsızlığın sonsuz ağırlığı yüzünden sonuna kadar bekleyecek …gelmeyecek olanları.. Bir düş…iki kalbe birden düşerse…zamanın koynunda bir çatlak oluşur… Sen gittiğinde ben gittiğimde bile oradan sızar düşün yazgıları değiştiren buğusu…korkma…biri bulacak bizi bizden çok sonra. Gece nefesin ensesinde birikince harfler tekinsiz…sarhoş bilincin hoyratlığı yüzünden beli kırılmış cümleler yürümekten aciz…sessizlik seni bende soğuturken ..kimse görmeden omuzuna yasladımdı başımı sen bilmezsin… Ama asma yüzünü…bu oyunu sana neden öğretemedim…giderken gitmiyormuş gibi yapmalıyız ….gülümserken hatırla beni…diye bir bulut yuttum…acıdan ağrıyan yanaklarımı gülümseyiş gibi geriyor… Değil mi ki en olanaksız koşullardan aşk yonttuk… sana kalan günlerimin gücünü kanat olarak bırakıyorum…. marea yola bakar… Bir çocuk geliyordur …marea sevinir… Gözlerini yumar….tekrar bakar…çocuk yoktur… Düşmüştür ölmüştür ya da geri dönmüştür…hatta marea gelmesin diye itmiştir onu ….farketmez… Marea tekrar bakmayacaktır ..bu adabı çene kemiğini kırarak cümlelerini yamultan kendi tabutundan öğrenmiştir. Bakmaz ama marea hep görür.. Tozlu sarı bir yoldan sürekli gelecektir çocuk ama gülümsemesiz.. Bir gülümsese tekrar…güneş gibi ve güneş yaktığında sarı yağmur bulutlarındaki parlaklık gibi. Ama marea gülümseme eklemeyi bilmiyor …dikişler yüzünden hep ağız ağlıyormuş gibi çarpılıyor. Şimdi hiç bir dua kalmamıştır geriye… Marea ölüdür.
16:37 - Pazartesi, Nisan 23, 2007 - nefes {9} - heceye nefes'kapısı-oysa gerek yoktu... ölmek konusunda yeterince kabiliyetlidir bu insan.. düş ve dağıl..dans eder gibi... hiç gerek yoktu.. zahmet oldu yazık size ... bugün günlerden ne... 05:05 - Perşembe, Nisan 5, 2007 - nefes {0} - heceye nefes'kapısıdur-ağzımın içini kaplayan zehir.
nefesim kıpkızıl ...öyle sıcak ki benden bir parça koparmadan dışarı salmak mümkün değil. ben bu oyunu geçmiştim. bu tuzakta düşmüş ölmüş ve cenazeyi kaldırıp gitmiştim ama sen ölümüne razı olamayacak kadar ... ....kirliydin..... tanıdığım herkesten daha kirli.... ....bir korku filmi gibi...ensemde o zehirli cam parçası... yüzümü kalbimi parçalayan varlığın... gitmeyi beceremeyişin... sorun sende değil..hayır... 06:35 - Salı, Nisan 3, 2007 - nefes {0} - heceye nefes'kapısıhayaletölüyorsun...dönüyorsun...gene ölüp gene dönüyorsun... onca kırdım döktüm seni... sokakta bulunmus sakat ama artık ölümsüz bir serce hayaletisin 06:10 - Pazartesi, Nisan 2, 2007 - nefes {0} - heceye nefes'kapısı..biz bir cinayetizbeni öldürebilirsin ama silemezsin; sen ve ben...ölümün buruk transı... ki ruh orada kayıp zihin kırılmıştır ki hayat orada kalamaz ama kalp hala diridir birbirimizin yazgısını sırtımıza gömdük görmemek ama hep duymak için düşüm benim...hep tazelenerek düştüğüm... ![]() miss pasta 05:56 - Saturday, Mart 31, 2007 - nefes {0} - heceye nefes'kapısıağaçisim(ismin miydi ) belleğimde küflendiğinden beri bu ev toprağın altında... ağacın kökleri boynumu sarıyor. nefes gereksiz bir ayrıntı-bırakıyor kendini hemen celladına. ruhumdan çektikleri suyla yeşeriyor dallar. haftasonları o banka otururdum.. yeni bir hikayenin ön karalamasını bırakmış olurdun avuçlarıma... heyecandan birleştiremezdim cümleleri. çok değil belki bir saat önce bir güneş olurdu ikimizin yüzüne vuran...benim gölgelerim ağırdı aralanmazdı, sense hep güneşten önce aydınlıktın küstürürdün ışığın hevesini..(ama daha çok ışık gerek diye mırıldanırdı kadın...senin okuduğun benim bildiğim değil.. aramızı açacak bu ton farkı..bırak hevesini kırma.. gülümseme bu kadar büyük..ucu değiyor..kalbimi yıkıyor) bank gidişini sabırla beklerdi.. dönüşümü ona...senden önce seni ilk ona anlattığım için ve sen gibi gelen bir yağmur kalbime sızdığında ilk ona ağladığım için. biriktirdiğim seslerini birlikte ayıklardık.. her anıyı anlara böler sıkı sıkı her birini avucumda sıkardım... hafıza insafsız..saklanmak gerekirdi hem ondan. ağaç hemen yanımda... öyle çok yıl durmuş ki başkalarının yanında. of üzgünüm biliyordu bütün öyküleri.. ve sınıyordu sabrımı.. aklımın içini saran soru ağının ucunu hep o yakıyordu eminim... ucunu birleştiremediğim öyküler onun damarlarını besliyor ve beni çağırıyordu.. çıkamayacaktım nasılsa ...sen bile olsan öte yanda.. gene de hep agacın kabukları altındaki o kızıl kararsız hırçın yağmurdum ben... sonra eve dönerdim..sonra sana dönerdim..sonra içime döner düşerdim... bir gün ağaç senden sıcaktı... bir gün senin kalbin mezar kadar katıydı... bir gün ben o kızıl yağmur olmayı özlemiştim... üzgünüm. ağacın dalındaki serçe ağacın dalındaki serçe ağacın dalındeki serçe ağacın kabuğunu kemirme... o geldiğinde ...yanağına değecek yağmuru biriktiriyorum kandan... 01:13 - Saturday, Mart 31, 2007 - nefes {0} - heceye nefes'kapısıben...aniden...o ağzını yakan hece... hala tüküremediğin... sancılarının rüzgarında senden çok üşüyen... gene de ölünün başını beklemek zorunda kalan... ben ...aniden...kesip attığın dilin. hala bırakamadığın o küflü nefes. 17:06 - Pazartesi, Mart 26, 2007 - nefes {0} - heceye nefes'kapısıbulanış-gün bitti sonra... ölmesi için dualar mırıldandı kara zakkumlar... nefes nefes çoğalan ateş göğüde söküp alacak evrenin bağrından diye... gömdüler kızı... yalvarmadı...ağlamadı...bir son çığlık... ölümün kolları sıkarken gövdesini... hatırlayışın son ahı.... küskün çocukluğum...mide travması..git... 09:07 - Saturday, Aralık 23, 2006 - nefes {11} - heceye nefes'kapısı...balığın pullarını kazıdılar... teni kanla işlenmiş dantel gibi kaldı... hiç sesi çıkmadı... ağlamak yerine gözlerini söktü umudundan... 06:58 - Pazar, Aralık 10, 2006 - nefes {0} - heceye nefes'kapısı- marea’nın yüzünü kemiren mikrop…mikrop . . . saçlarıma konan kelebekler hayal etmeye çalışıyorum. bütün zihnimle bunu yaratabilirsem kendi aklımdan muaf olacağımı sanıyorum… çünkü …hiç yok olmuyorsun… korkuyorum… kaybedilişine neşe yağan ama kanlı bir savaş gibisin… yıktığın yerler gül… aynaya baktığımda gözlerim ruhunda oyalanırken… gaflet anı yaratmada hünerli bir mikrop yüzüme kendi hatlarını eklemiş… çok basit şeyler düşünüyorum.. ağaçların hışırtısı gibi… artık içinde olamadığım şeyler… ruhunu delip geçmeden kalbimin içinde… yüzlerce kuş uçuyor… tanımadığım bir ağrı teslimiyet… tuhaf… 06:58 - Pazar, Aralık 10, 2006 - nefes {0} - heceye nefes'kapısı |
![]() fotograf:nilgün kara
![]() toplam ~ 47sayfa.... dizayn:buZ öteBüyüLer .......... logo.tüy: ![]() radyo logo.su: |
