z/uyku
-->

.uyku



 

uyandığında ülkende bıraktığın bütün gelincikler delirmiştir.gözlerinden dışarıya erken terkedilmiş bir düşün dalları kanamalı bir şekilde sarkar. ve dünya, bildiğin dünya içeri girmek için kalbinin olduğu yerden seni yırtmaya başlar.(düşmesin diye boşuna kalbine tırnaklarını geçirme, raconu budur bu sahnenin elbet gene yere düşecektir.)
.

yıldızlar dehşetle titredi ve dünya rahminden koptu.

silinen kalaballık arasında yüzünü seçmeye çalıştım,

kimse bizi hatırlamıyordu. ve ben seni öğrenmeye yeni başlamıştım.

 

dünyaya düşerken;

(senin için her ağacın altına biraz kızıl deniz tuzu ve balık pulu bırakacağım. suya eğilmiş ayın saçaklarından güneşin bütün meyvalarını toplayacak. öyle ki şehir birazdan ölecek bir balığın sırtı gibi parıl parıl parlayacak. öyle ki ay mehtap çıktı sanacak)

 

-yakamozlama-

yakamoz özlemekten yorulup bulutlardan kendini aşağıya bırakmış bir  ayın son kırıntılarıdır -yaldızlı.

yakamoz  kağıt gemilerini yuttuğu için pişman bir denizin yere eğilen bakışlarıdır- kaybolduğu yolun adı

gibi giderek daralır.


yakamoz az evvel kandili söndürülmüş düşün balıklar örtünsün diye yere bıraktığı kanatlarıdır-yanağına değen tılsımlı bir rüzgar.

ah en çok ama yakamoz sevgili sırtını döndüğünde kendini bıçaklayan suyun akan kanıdır-balıkların yeni rengi küskün olacak.

 



 

08:52 - Salı, Ocak 12, 2010 - nefes {9} - heceye nefes'kapısı


||z/uyku
52.sayfa -



bazen üşüdüğümüzde
ellerimizi yakıyoruz
ısınmak için
güneş gözlerimizi
ısıran
yalancı bir
buz kütlesi

Z/UYKU

kanımda yüzen
siyyah nilüferler