| z/uyku |
ateşten su toplayan bilge kelebek-dünyanın güzel ışığı bir kelebeğin adımlarına düşer.ağrıyı neşenin iğnesiyle kovan avuçlar, ateşi süzer ve kalbinin kuyusuna bin gece soluklansın diye bırakır. çünkü her ilmek güneşi bağışlamak için kalpten bir parça et istemiştir - bin gece sonra; kanıyla bir çiçekli baht çizecektir ışığa... ismini bilmedigi bir gece için ağlarından çözüyor şimdi güneşini ,yüzünün rengi ölüm kadar saydam..ışık kadar güzel. kendi kalbinin küfrü olanlar...yazgısını buradan okuyacaktır..yetmezse umudu buruşmuş avuçlarına bir çift de kanat bırakılacaktır..o kanatlar ki hayati tam oradadır. ... dünyanın ketum sabırlarını kıran pürüzsüz bir çocuk gülümsemesi .. kelebek.!yaşayan kimse onu ağlarken hatırlayamaz...gözyaşı kalbinin geceye pençesidir.ve dans sonsuzlugunda insafsız bir neşedir! o ölürken sadece sahte gülümsemeler kefenlenir - ![]() 01:40 - Perşembe, Şubat 28, 2008 - nefes {3} - heceye nefes'kapısımarea sağır ama dalgaları biliyor...lütfen!bir kayık var sadece... gözlerini yumuyor kadın.. geride kalan dünya o görmek istemeyince küçük bir kız çocuğundan miras bir ağzın kenarlarına kadar gelip orada ölüyor. ağız....bir park...kuğular...beklenti..baba.. parıldayan gözler.sekiz yaş...o günden kalma...iç çekiş.. dalgalar ...ellerinde yüzünde tuhaf renkli gözlerinde ışığı yansıyan deniz... sadece bir kayık var..kadınla hayatı arasına giren o incecik çizgi... uzak kokuyor saçları o yüzden... adam, ağzını büktüğünde insanın seni öldüresi geliyor diyor...demek ki silahım bu diye mırıldanıyor kadın..onu böyle öldürüyorum..demek ki onu hep öldürüyorum bu yüzden bu kadar kızgın hep.... annesi de derdi...dudaklarını büktüğünde nankör kibirli bir kedi gibi duruyorsun...insanın sinirleri bozuluyor. oysa kayık var sadece ve gelincikler var kadının boynuna dökülen kırmızı kanatlı periler ve kadının saçlarından soğuğu alan ve çünkü babası çoktan ellerini yanında götürmüş ki adam çok severdi bunu oysa...gelincikler yüzünden nefret ediyor kadından... babası ellerini çoktan götürmüş o yüzden saçları hep soğuk.... kayığın ön tarafına yürüyor denize kollarını açıyor..ölüm kadar kızıl yüzü şimdi ...gözlerinden doğuyor ay ve yakamozları kalbinin fısıltılarından derleyip yakıyor... ölüm gibi sıcak..ölüm gibi korkutucu ..ölüm gibi güzel şimdi... adam en çok şimdi onu sevmiyor... adam ne zaman onu sevmese babasını özlüyor... çünkü kanatlarıma inanmıyorsun diyor.. adam anlamıyor.. kanatlarıma inanmıyorsun...alev alev uçlarının ısıtmasına izin veriyor ama bakmaya korkuyorsun.. adamın avuçları çok büyük..kanatlarını hep örtüyor... adamı değil babasını özlemeyişini sevdiğini anlıyor... bir film izlemiştim diyor kadın. evet gerçekten izledi bu filmi bu sefer blöf yapmıyor ,sabır lütfen.. bir kadın adama pembe filleri görüp görmediğini söylüyordu ve adam görmediği göremediği için kadını suçluyor ve ona kızıyordu..bana sorarsan onu öldürmek istiyordu..saçma bulduğunu söyleyerek onu yokedebileceğini sanıyordu oysa kadın pembe filleri gösterirken her zamankinden parlaktı... onlar bu yüzden koptular ....adam göremediği için değil...adam gördüklerine tükürdüğü için ... oysa kadın sadece bunu istemişti.. sadece sadece avuçların çok büyük ve kanatlarımı hep örtüyor... kendi avuçlarını gösteriyor adama...gelinciklerin kanı.. adam öldüğünü anlıyor... küçük bir kız çocuğuydun sen...neden büyüdün ki..diye mırıldanıyor.. bir athena kadın şimdi küçük gelincik dolu kayığında adamın cesetini sadece ışığından sezilen görünmez bir denize atarken... keşke ondan nefret edebilseydin...pıhtılaşmazdı belki öfken;ölmezdin camdan kuşları seyrediyor kadın...geceleyin bütün kuşlar siyah.. demek ki geceden bile koyu olmak mümkün... gülümsüyor... ağzının kenarından avuçlarına çocukluğu damlıyor...gelincik gibi kan. o ki ruha akar..kalbe değer.. yağmur gölgesidir ve ... yabani bir göğün öptüğü tek kuş... 10:20 - Pazartesi, Nisan 9, 2007 - nefes {4} - heceye nefes'kapısıbir kedi ölünce nereye gider ?bir kedi ölünce evine döner ancak ölünce döner...
ya da evine döndüğü için ölür...kötü sayılmaz..süt içmez ...acıkmaz da avlanır ama bu güzeldir..hala hafızasında kalmıştır bu yüzden... hafızası bir ölünün ,eti gibidir ... derinden bir sızıyla çürür oysa acıyı artık sadece bunu bilmek yaratır. sonra güvercinli parka gider... güvercinler onu görmez hiç.... gözleri hiç bu kadar camdan bir yaratıkla bir arada olmamıştır ürperir oysa yaşayan herşey de ondan korkuyor geri çekiliyordur. aslında, arkadaşının onu gördüğü her yere gider gömdüğü yer hariç...tuhaf tabi gereksiz . çok sonra belki gidiyordur uzakta bir yerlere.yani umarım gidiyordur... belki uzak yoktur hem herşey içimize gömülüyor farkında olmadan şişiriyordur bizi. hem; güvercinler de görmedikten sonra ..ne işi var ki buralarda... 01:30 - Perşembe, Nisan 5, 2007 - nefes {0} - heceye nefes'kapısısen grileşmesen...vişneler vardı kucağında... beyaz elbise üzerinde lekeleri çiçek gibi durur. çiçekli bir elbise giymeye cesaret edemiyorsan kucak dolusu vişnen olmalı. dudaklarını tuzluyor... geceden sabaha kadar ısırılmış kan toplamış ...demi aşkın bu tuzlamak gerek bir karga yüreği gibi olmalı ağız.tekinsiz..ama dudaklar sözü ateşe atılmış bir gül gibi sıvazlamalı. adam çoğu zaman anlamıyor sözcüklerini kadının.. bu masaya daha önce oturmuş adam da kadının sözcüklerini anlamazdı.. oysa şaşkın gözüken kadındı hep.. o görünmeyen yüzgeçleriyle ama cümlelerin içinde kendine yol açmasını biliyordu. adam düşüyordu hep yüzmek istedikçe henüz taze vişne lekeleri ıslak kurumamış.. o yüzden anlıyormuş gibi yapıyor adam doğru yerde gülümseyebilmek için öyle geriliyor ki ağzı kadın bu iyi niyetin sonraki bir gün katilce kanına sokulacağını bilmesine rağmen neşeli. avuçlarındaki yapış yapış vişne aromasına aldırmadan kahküllerini kulaklarına sıkıştırıyor... adam seviyor bu dağınık hallerini kadının..henüz. kanamıyorum...annemin dolabından çaldım hepsini.. bir sabah bir araya bir masaya dizilmiş bir aile saadetinin ortasına düşecek bir gölge gibi sızdım mutfağına annemin...ki çok iyi kilitlenir.ki asla kimse şifresini bilemez bu düğümlerin. ama senin için sızdım...bir masanın etrafına dizilebilecek bütün biçimlerin üstesinden gelerek getirdim... çiçekli bir elbise giymeye cesaret edemiyorum ama kanım var... üstelik çalınmış. kimse ölmeden gerek yok...ölünmüş olarak gelsek bu kez... sokak çalgıcısının kedisi bütün masalardaki bütün kadınların noktalarını topluyor... yoksa doğru yerde o doğru sözü diyebilirlerdi... 00:35 - Perşembe, Nisan 5, 2007 - nefes {0} - heceye nefes'kapısıandroidbazen ölümden dönersin... zincirleme araba kazası... haberlerde okunmaz adın... sevdiklerin yüzüne yüzünmüş gibi bakar. aynı şarkıyı tekrarlamaktan odanın duvarlarına notalar sızmıştır. betonu yaran ses yüzünden eğrilmiştir çehresi. birileri girer birileri çıkar... nefesler ısıtmaz...evin nabzı durmuştur. yüzünün arkasında değilsindir. ismini mırıldanırsın ki unutmayasın... seslendiklerinde ordaymış gibi dönüp bakasın.. bazen ölümden dönersin işte eve girer aynı sesle selamlarsın ordakileri ama sesinin nabzı durmuştur. 07:12 - Salı, Nisan 3, 2007 - nefes {2} - heceye nefes'kapısıkendine kapanıyor...niye ki..aşağıdaki resim... cenin yüzünü kapıyor...eller herşeyle aradaki köprü yüz herşeyin içindeki özün... herşeye karşı kendini koruyor...korumak istiyor su...deniz.. bir akvaryumda sukunet yoktur hiç..sessizlik yanıltıcı.. evlerin köşesindeki o hapishanelerde sunulan huzur altında yutulmaya karşı bir savaş... melek balıkları bile ısırgandır ...ama onca da narin... cenin hayattan korumak istiyor..sırlı teni...oluşmakta olan ve bir gün sırlarını çözmek için kendine düğümlenecek olan.. the ringden alınma... ve büyüleyici bir uğursuzluğu var. 17:10 - Pazartesi, Mart 26, 2007 - nefes {0} - heceye nefes'kapısıçirkin!!!çirkiiiinnnn....ne kadar güçlü bir kelime..ne güçlü bir yankı..öyle ki yeterince doğru kuulanılabilinirse her ne anlatılmak isteniyorsa çok daha etkili bir görünüme bürünebilir.. öte yandan insanın dehşete batmış bir yanı var..oradan da ancak çirkin bir şey çıkartılabilir..ve her yanı gibi o karanlık yanıyla da insan dışavurumuna muhtaçtır. üstelik güçlü ya da derin hissediş bazen sadece çirkin aracılığıyla olur.. ya da çirkinliğini sevmek ister insan. üstelik çirkin sanatta bir başkaldırıdır da ,bütün tuzak normlara...benzetilme çabasına. ama bir de ben çirkini öyle bir sunarım ki estetik bu olur tavrının büyüsü söz konusudur. tasarlanmış çirkinlik hasta ruhların işi mi..sanat çirkini niye kurcalar hazır güzel diye kolay bir yol varken..ya da çirkin işte neden sanatta çekici ve ya iticidir... 07:40 - Pazartesi, Aralık 11, 2006 - nefes {0} - heceye nefes'kapısıhareketsizlik..
mümkün değildir...
herşey hareket eder..zamanla ilgisi itibariyle yaşadığı değişim sonucu... mekanla ilgisi itibariyle mecbur kaldığı yer değiştirme sonucu... bir şekilde varsayılan- varolan her şey hareket eder. Varlığın vazgeçilmez koşulu hareket etmesi,sürekli değişmesi -değişiklik yaşamasıdır. Hareket kesildiği anda yokun sınırına dayanılır.. Öyleyse gördüğümüz ama hareket etmeyen her şey yoksayılabilirdir.. Yoktur hatta. Maddesel hiç bir şeyde hareket durdurulamaz..Bİr kitabı bir yere atsanız zaman onu çürütürek gene ona hareketlilik kazandırır. Ancak herhangi bir tasarı -fikir işlenmeksizin gelişmez.Örneğin 30 yıl önceki kanun hala yürürlülükteyse insan değişerek varlığını olanaklı kılarken değişmeyerek varlıksızlığını ortaya koyan bir söz yığınını varsaymak zorunda kalmıştır. Yokluk demek ki görülebilir. :w00t: Varlığı mümkün olmayan kılan sürekli hareket etmek gereksinimidir..Çünkü tamamlanmış herşey durur.Değişime greksinim durmaz.Evren üzerinde tamamlanmış hiç bir şey yoktur.Herkes, herşey varlık değil olasılıktır. Ya da yoktur.. Hareket yokluğun ya da varlığın kendini gösterme biçimi midir sahiden? Sağlam bir sınama yolu mu ... 07:39 - Pazartesi, Aralık 11, 2006 - nefes {0} - heceye nefes'kapısıOnsuz Onun Fotoğrafı..
onsuz onun fotoğrafı mesela şeydir de...mmm...havaya çarpıp kırılarak yere düşen cam kelebekler...hepsi sarı. 07:34 - Pazartesi, Aralık 11, 2006 - nefes {0} - heceye nefes'kapısısoyut kavramların somut gereçlerle ifadesi..neler geliyor aklına.... yağmur birikintisine saçılmış parlak pullar= özlem... kelebek pullarını düşürmüş özlemekten vs... somut yaşaması sırasında madde şimdi ifade ettiği anlamı hemen hiç hatırlatmamış olmalı... sanatçı, o maddenin işlevleriyle direkt ve bir araya getirdiği diğer maddeler aracılığıyla oynayarak, onun artık ilgili soyut kavramın yandaşı değil bizzat kendisi olduğuna izleyiciyi ikna etmeli. işte bu dehaca oyuna hayranım ben... 07:34 - Pazartesi, Aralık 11, 2006 - nefes {0} - heceye nefes'kapısı |
![]() fotograf:nilgün kara
![]() toplam ~ 47sayfa.... dizayn:buZ öteBüyüLer .......... logo.tüy: ![]() radyo logo.su: |
