z/uyku

ruh katarı/nihilast

Ehl-i: dostLar yazdI




Ruhkatarı İtiraf

nihiLast



... İçimde koca bir boşluk oluşturdunuz.
Nedeni bilmek isterdiniz,
bu,
itiraf ediyorum, gerçekten inanılmaz karanlık ...

Sizden kısık bir ses istediğimi söylediniz,
aslında bir istemim vardı.
Ne diye daha tahammül edilebilir konuşuyorum ki?

Kendim gölgelerin içinde iç geçiren değil miyim?
İşitiyor musunuz ruhum?
Bugün biraz kara ve eski huyunu üzerinden atmış - sesini işitiyor musunuz?
Sıcak ayaklarla soğuk taşlara basarak ve
onların merhametine kalarak geceye çıkıyor.
Biliyorum,
dağılmış görünen hicranı, kaçışı mayasıl olmuş
ve bilgi buzundan avlanmak istiyor.
Sizinki geniş ağaçların içinde ebedi yaşamak istiyor
- yukarıdan süzülüyor,
o dağın güneşini, ebedi güneşi yakalamak için, sözleriniz.
Ruhum sözlerinizi yakalamak istiyor -
çıplak ayaklarla.
Kendine göre köşesi var,
bugün o köşede keder sarkacı!
Neden çekilmedi ki yalnızlığına?

Nedenler sizi uyarıyor,
uykunuzu bölüyor,
ağzı köpürerek uyarıyor.
Üstüme atladı,
bu sözleriniz safdil değil -karanlık- uçurumu
taşıdım zaten.

O her ana, yeterince saldırgan zaten.
Ah o mu? - fısıldamak gereksiz, konuşmak adını, duyurmak... gereksiz öte.
Sırf göz kırpmasın diye...

Yaşlandım üşüyorum, durup dururken değiştim.
Yalnızlık uçtan uca göl!
Böyleydi, gidenler bu yönü seçmişti?
Her iki adımın kendini tanıttığı an evvelidir,
ama bu şekilde bir sendromu taşırmak istemiyorum...

'Ve ateş sütünları arasından hızlıca geçtim.
Ne bezgin, ne de bayağı!
Geçip gitmeli sadece,
cesur adımlarla, kovalayanlardan kaçmalı!
Düşünen,
çünkü sonra iki büklüm görünüyor bakın!
'Eğer'i kapmış...
Yaptıkları yeterince çirkef - kendi yüzünden..
Daha çok homurdanıyor...
Ne anlattım, deliliğe övgümü bile bozdum şimdiden, çoktan...'

Buz kayalarının üstünde,
keder kokan sözcüklerinizden hep kaçtım ruhum!
Bu ne amansız bir boru sesiydi!
Sizin için sırra bürüneceğim ya, uysalca koşuşturacağım ya!..

Biliyorum kavruk,
haliyle kavruk gece bekçisi benim,
korkunç olan da benim, yalnızım ziyadesiyle.
Beni tanımlamaya ve sindirmeye çalışanlar!
Kimse kanıtlayamaz,
kanıtlayamaz kimse yaban bir ışık ödleği olduğumu?

Yüzler duvarın dibinde buz!
Başımı çevirdiğimde oradalar..
Alıştırmak için kendime, kanıtlamam gerek kendimi!..

Size doğru bakıyorum,
beni neden bu kadar hüzünlendiriyorsunuz?
Yarım yamalak her türlü ruhları besledim!
Vaktiyle kasırga inadıyla attıktan sonra
birinden birini - nefesimi tutuyordum onda, sizin içinizde de onu sayıklıyordum.
Neden bu kadar öfkelisiniz öğrendiklerime?

Anımsıyorum sizi!
Beyhude her türlü konuşma, temiz elleri
kirli yüze dokundurmaktan başka birşey değil!
Söz kutularınızı,
karanlık ve keskin yanlarınızı seviyorum.
İnceliğiniz ve uğursuz fısıltılarınızı seviyorum.
Neden sevdiğimi, neye dair sevdiğimi biliyorum.
Karanlıkta daha fazla zannınız altında tutun beni,
ayırın bana kirli düşüncelerinizi, nefret edip, uzaklaşmayın!

Saatler hafif ayaklarla koşarken, gürültüleri ve korkuyu özledim.

Her sözünüz okşarcasına ruhuma yanaşıyor
ama gördüğü bir yarı tartıcı.
Ne kadar cesur olunursa olunsun,
tüm sözlerin geride kalması gerek, kaçmak gerek!

Gerçeğin tedavi edilemez olduğunu söylemişti bana,
hükümlülerin sabrı! Sizce öyle midir ruhum?

 

04:24 - Perşembe, Eylül 28, 2006 - heceye nefes'kapısı



.



bazen öyle geliyor ki bana...
artık güneş doğsa da farketmez...
ışığı batar...karanlıkta açılmış ve hassaslaşmış yara bere içindeki ten kavrulur aydınlıktan.
daha bir geriye kaçar kişi sanki
sırf güneş yüzünden iyice derinine gömülür...

ama o boğulma hissi...
herkes şehrin beton zemininde yürürken karanlık bir denizin dibinde bocalamak
güneşi izleyen uman takip eden gözler yaratıyor...

belki de güneşini yaratmak gerek...
sahte güneşlerle avunmak değil de...
ruhunu kendi özüyle doyurmak
güneşsiz de yaşayabilecek hale getirmek

bilmiyorum ki...
güneşi hatırlamıyorum..
hele o çok sevdiğim akşam güneşi...soldu.

buz - 2006-12-10 06:36:39 - 2006-12-10 06:36:39




.



ne zaman doğacak ama ?
boğuluyorum karanlık hiçliklerde..
nefes alamıyorum ayın husfunda..
bir damla tükürük tıkıyor tüm ruhumu..
bir küçük sızıntı yakıyor damarlarımı..
batışı gibi doğuşuda yakın mıdır?
gidişi gibi gelişide mi sessiz yoksa?
kulak kesildim dinliyorum yine kaba tizlikleri..
ses yok..ses yok ..ses yok..
ışık yok.. ışık yok.. ışık yok..
güneş yok!
aldattı bizi güneş!
terketti bizi güneş!
sırtını döndü bize patikalar..
yalan söyledi bize güneş!
bir daha hiç doğmayacak güneş!
ruhumda batmışken gölgeme doğması ne fayda?
battı güneş.. ve bir daha hiç doğmadı güneş!

pince - 2006-12-05 19:30:08 - 2006-12-05 19:30:08




...



gelebilmek istiyorum
çünkü ben de özledim...
güneş doğuyor
doğacak..
bize sözü var :)

buz - 2006-11-30 02:13:48 - 2006-11-30 02:13:48




.



özledim seni.. hemde çok.

pince - 2006-11-27 18:55:07 - 2006-11-27 18:55:07